Fiyodor’un üslubu tartışmasız muhteşem. İlk okuyuşumda hiçbir şey anlamadığım kitabı üçüncü kez okuyuşumda da ilk defa okuyormuşum hissine kapıldım.

Dostoyevski eserinde ilerlemenin batıyı örnek almakla olacağını; diğer taraftan da batının cana kıyıcılıkta, sömürgede usta bir toplum olduğunu anlatıyor.

Acıdan ve aşağılanmadan zevk alan bir şizofren resmi çizen “usta kalem” psikolojinin doruklarına ulaşıyor. Kahramanın çelişkili dünyasında insan olmak ile olmamak arasında bir zıtlık savaşı sürüyor. Karmakarışık görünse de, bu ruh halinin okura sunduğu iki yol var: Birincisi, olumsuzlukları davet eden eğri yol ”hiçlik, yokluk, soytarılık, ruhun satılması, bir idealin olmaması.”; ikincisiyse bunların tersi olan ve huzura götüren doğru yol.

Dostoyevski’nin Olumsuz Kahraman Anlayışı

Genel olarak Hollywood’un aksiyon filmlerinde görürüz her şeyin üstesinden gelen ve mutlu sona ulaşan beyaz adamı. Bu filmler sosyolojik bir iletiye sahip olduğu zaman akılda kalır. Başka türlü olumlu kahraman zihinlerde kalıcı bir iz bırakmaz.  Fakat olumsuz kahramanlar okurun veya izleyicinin içini derinlemesine çizer ve kalıcı etki bırakır. Raskolnikov, Prens Muşkin ve Makbet bunlara örnektir. Olumsuz kahraman sadece kötü niyetli kişiler değildir. Aynı zamanda acınacak durumda olan, kötü adam karşısında yenilen, aşağılanan veya olumsuz bir ortam içinde eriyen ve bir türlü ayağa kalkamayan kişilerdir. Bu kitaptaki kahramanın da Liza’yı aşağılayarak geri yollamasının ve sadece acıdan zevk almasının nedeni bu amaçta yatmaktadır.   Bu amacı doğrularcasına kitabın son sayfalarında yazar yabancılaşmayı bir görev saydığını ifade ediyor. Kendisi gibileri ölü doğmuş kişiler olarak addediyor. Ölülüğün sebebini de canlı olmayan babaların soyundan gelmeye bağlıyor. Gerçek anlamda doğmanın düşünceyle olacağını savunuyor.

Nihayetinde şunu anlıyoruz. Dünyayı kasıp kavuran keskin bir kalemin malzemesi asla güneşli bir şehir değildir. Tam zıttı o şehrin yıkılışı ve başları yerde yürüyen yalnız insanların olmasıdır. Şairlerin aşkı da böyledir. Sevgiliye ulaştıkları anda aşk biter, yazmak için malzeme de kalmaz.

Nihayetinde üzerinde çok durulması gereken bir eser, herkese tavsiye ederim.

 

İlteriş Bülent AYDIN

20 09 2013

15 kere görünlülendi