300891_2013

          Uzun öyküsünde yazarın okuyucusuna göstermek istediği sahnede birçok entelektüel ve fikir adamının oyuncusunu ve repliğini görebiliriz. Her yazar gibi Zweig de dünya sahnesine kendi penceresinden bakmış ve rengini eserine yansıtmıştır. Sıradan söylemlerde dünyanın bir sahne, insanlığın da oyunu icra eden oyuncular olduğu ifade edilir. Satranç da bu oyunda bir detaya ayna tutmuştur: "Düşünce gücünü kullanarak strateji geliştirmek".

       Toplumlar ve Bireyler olarak sosyolojik veya psikolojik diyalektiğimizi film şeridine sardığımız zaman, neredeyse hayatımızın tamamında problemleri çözmek veya olanakları anlamlandırmak için akıl yürütüp strateji geliştirdiğimizi görürüz. Düşünce yetileri olmayan ve "Şanı Yüce Olan Allah" tarafından kurgulanan hayvanlarda dahi stratejinin ayak seslerini duyarız.

        Yazarın vurgu yaptığı bölüm insanın kendisiyle mücadelesidir. İçteki benlerin savaşıdır. Bilinç bölünmesidir.

      -Asırlar öncesinde Mevlana'nın, Hacı Bektaşî Veli'nin ve Yunus Emre'nin söylemlerinde de içteki savaş vurgusu vardı. Insanın içindeki savaş bitmeden dışarıdaki savaşlar sona ermeyecekti.-

       Bu tablo günümüzde de aynıdır. Teknolojinin getirdiği toplumsal değişimle birlikte her şey bireyselliğin oluşturduğu temeller üzerine kurulmaya başladı. İnsan, sanal dünyada kapsamı her geçen gün daha da daralan bir tekno-evrenin içinde sıkışıp kaldı.  diğer taraftan kendine yabancılaşıp (yüz yüze iletişim, geleneksel değerler, toplumsal sorumluluk bilinci, doğa bilinci, özgür irade, empati… ) bencilliğin doruklarına ulaşmıştır.

     Dünya savaşlarının ve günümüzde hala devam eden savaşların ana sebebi içteki benlik savaşıdır. İnsanoğlu nefsine yenik düşerek mülkiyeti kendinden dahi değerli tutmuştur. Bu sebeple mülkiyete ulaşmak için sürekli kan dökmekten kaygı duymamıştır. Bu bağlamda dünya iki farklı tona bürünmüştür. Bir tarafta para için yakıp-yıkmayı ve öldürmeyi meşru gören zihniyet, diğer tarafta ise Tolstoy’un ifadesi ile: “İçinde sevgi olduğu için hayatta kalanlar vardır”

Kesinlikle okunması gereken bir eser…

 

İlteriş Bülent AYDIN

36 kere görünlülendi