Filme Eşkıya sahnesinden girilmesi çok isabetli olmuş; çünkü bu film Türk sinemasına itibar kazandıran, çıtayı yükselten bir filmdir. Ertem Eğilmez’in Arabesk adlı filmi sinemayla alakası olmayan; şarkıcı, türkücü, sanatçı.. vs. kişilerin Türk sinemasındaki işgalini, absürtlüğünü, melodrama açılan sahte gözyaşlarını ve gerçek bağlayıcı nedeni olan popülariteyi anlatıyordu.

Cem Yılmaz’ın “Pek Yakında” adlı filmi de Yeşilçam’dan günümüze uzanan dizi furyalarına kadar kimliksiz olan sinemasal diyalektiğimize vurgu yapıyor. İlk bakışta alaylı-mektepli karşılaştırması ve bunların dışında araya sıkışan, farklı mesleklerden gelenler göze çarpıyor. Yeşilçam filmlerinin üretim sürecindeki kanal gürültüsü ’film şirketleri, patronlar-set ekibi, mafya, bireysel egolar, melodram yağmuru ’ ironisel bir ifadeyle ele alınmış. Çıkarlar, akabindeki olaylar zinciri ve elit diyalektiğinin geldiği nokta bizlere doğallığın, özgür iradenin ve başkalarının hakkını da kendi hakkımızmış gibi savunabilme erdemlerinin çok uzaklarda olduğunu gösteriyor.
Filmin üslubuna baktığımızda sinematografinin dışında bir tarzı, Türk tiyatral geleneğini çağrıştıran kıvılcımları görebiliyoruz. Özellikle de bilge bakire tiplemesi bu iddianın açık ve net kanıtıdır.
Yeşilçam sineması tamamen boş ve söylemsiz değildir. Cem Yılmaz bu sayfayı daha derin inceleyebilirdi. Mesela: Hababam sınıfında Tefik Fikret’in ölüm yıldönümünü anmak için kabrine giden edebiyat hocası ve öğrencilerine kapıcı Veysel efendinin ‘Başınız sağ olsun, yakınınız mıydı efendim’ demesi, toplumumuzun edebiyattan ve sanattan ne kadar uzak olduğunun çok iyi bir ifade şekliydi. Bunun gibi birçok örnek vardır. 03 10 2014 ilteriş Bülent Aydın

24 kere görünlülendi