Henüz bir Zabit Namzeti (Subay Adayı) talebesi olarak Birinci Cihan Harbine katılmak zorunda kalan Mehmet Fuad Tokad, Kafkas cephesinde (Erzurum) çarpışırken Rus birliklerine esir düşer. Diğer Osmanlı Devleti esirleri ile beraber Nijniy Novgorod Oblastına dahil olan Vetluga şehrine getirilir ve yaklaşık 3 yıllık esaret hayatı yaşar. Bu arada yaşadıklarını, dostluklarını, ihtilaflarını, gözlemlerini ve sair hissiyatını, yakalatma endişesiyle bir kibrit kutusu içine sığdırdığı ve iki cilt tutan notlarında gün be gün kaydeder.

Şimdiye kadar karanlıkta kalmış bu sayfayı, Türk askerlerinin Rusya topraklarındaki esaret hayatlarını, kendisi de esir düşmüş genç bir subay adayının kendi gözlemleri ile okuyucuya bire bir nakletmesi, bir döneme tanıklık edilmesini sağlayarak tarihi vesika değeri kazanan olağanüstü bir çabanın sonucu.

Esaret altında yaşayan insanların duygu ve düşüncelerini, aralarındaki samimiyet veya ihtilafları da günlükte okumak mümkün.

M. Fuad Tokad’ın bitmek bilmeyen bu ihtilaflar, çekişmeler sebebiyle ahlâken terraki edilmesi gerektiğini sık sık yinelemesi kanaatimce yerinde bir tesbit olmakla beraber, çok da düşündürücü, bir o kadar da üzücü.

Eser bana yıllar evvel okuduğum, merhum Kırımlı Şair ve Eğitimci Şevket Bektöre’nin “Volga Kızıl Akarken” ini anımsattı.

Osmanlı – Rusya, Osmanlı – Almanya ve Osmanlı – Avrupa ilişkilerinin’de izlerini bulacağınız eser, yakın zamana kadar benzerini  raflarda göremediğimiz okunmaya değer bir çalışma.

 

 

43 kere görünlülendi