İlteriş Bülent AYDIN

     Eski kavimlerin söylencelerini okuyup araştırdığımızda birbiri ile kesişen çizgiler görürüz. Bu çizgilerin en kalın olanı da “Nuh Tufanıdır”. Birçok medeniyetin söylencelerinde okyanusların taşıp dünyayı sular altında bıraktığı ifade edilir. Bu söylencelerin sözlü kültürde anlatıldığı, yazılı kültürde kâğıda döküldüğü zamanlarda “Ünlü iletişim kuramcısı McLuhan dünyanın küresel bir köy haline geldiğini daha ifade etmemişti.” Yani eski kavimler birbirini görmeden, birbirinden bağımsız olarak aynı ifadeleri kullanmışlardı. Bu tablo Allah’ın varlığının ve Kur-an’ın gerçekliğinin açık ve net kanıtıdır.

       Bu kıssadan yola çıkarak “MİT” kavramını ele alalım:

    Âdem ile Havva’nın ilk çocukları ve onların da çocukları Allah’ı bilerek yaşadılar. Sonrasında yeryüzüne dağıldılar. Çoğalmaya başladılar. Özü ile bağlantıyı koparanlar yeni özler edinmeye başladılar. Tıpkı Hz. Musa’nın dağa çıktığında o zamanki Yahudilerin altından bir buzağı (bopemon) yapıp ona tapmaya başlaması gibi, insanlar kalplerindeki boşluğu bir şekilde doldurmaya çalıştılar.

     Gerçek Yaratıcılarını unutan kavimler geçmişe, geleceğe ve yaşadıkları ana anlam verebilmek için internet olmadığı halde sanal tanrılar oluşturmuşlardı. Bu tanrıları doğa olayları ile açıklayarak sanal olanı somutlaştırmaya çalışmışlardı. Örneğin: Yağmuru, bulutu, şimşeği, fırtınayı, karanlığı, güneşi, ayı vb birçok şeyi tanrı olarak görmüşlerdi. Şimşeğin çarpması göklerin ve yağmurun tanrısı Zeus’un kızması anlamına geliyordu. Neticede eski kavimler kendilerine insan ile tanrı karışımı olan “Mitolojik Kahramanlar” üretmişti.

     Çağımızı ele aldığımızda Mitlerin kaybolmadığını, yenilendiğini görüyoruz.  Zeus’un, Poesidon’un, Hera’nın ve Apollo’nun yerini artık AVM’lerin, stadyumların, markaların, sinemanın, televizyonun, gözetimin, beğenilme kaygısının, sanatçının, mankenin, sporcunun, siyasetçinin, sosyal-yeni medyanın ve hızla yoğunlaşarak hepsini içine alan cep telefonunun aldığını görüyoruz.

     Ünlü İslam sosyoloğu İbni Haldun’un sebep asabiyet çıkarımındaki gibi “Modern Mitler” insanları popüler olan bir sebep etrafında topluyor. Birbirlerini tanımayan bireyler bir futbol takımını desteklerken stadyumda, tartışırken de sosyal medyada bir araya gelebiliyorlar.  Modern Mitlerin büyüsüne kapılan gençler,  çok sevilen, her anı takip ve taklit edilen siyasetçi, manken veya bir sporcunun tanrılığı altında adeta eriyorlar. Onlar gibi giyinmeye, konuşmaya ve yaşamaya “onlar olmaya “çalışıyorlar. Tıpkı parmak izlerinin özgünlüğü gibi kendilerinin de farklı birer birey olduklarını, düşünüp üretebileceklerini, sorgulayabileceklerini idrak edemiyorlar.

    Modern Mitlerin aktif olarak kullanıldığı alanlardan birisi de ticarettir. Üretim sahibi ürün ile tüketiciyi buluşturmak için reklamlarda “Cinsiyet Mitlerini” kullanır. Erkeklere yönelik ürünlerde kadınmankenler, kadınlara hitap eden ürünlerde de erkek mankenler kullanılır. Bu taktiğin en güçlüsü de popüler mitler üzerinden verilir. Bu popülariteyi oluşturan mitler ünlü sanatçı ve futbolcular gibi birçok kişi ve kişilerden oluşur. Mitlerin bireyler üzerindeki etkisi çok güçlüdür. Futbol üzerinden gelişen bir algı dahi milyonlarca dolar eder. Örneğin: Fenerbahçeli bir futbolcunun (Moussa Sow) sürekli röveşata gol atmasından sonra bununla ilgili forma üretilip yüz binlerce satışının yapılması.

    Kapitalizmin en büyük yaptırımlarından biridir: İhtiyaç olmayan şeyleri ihtiyaçmış gibi dayatmak, böyle hissettirmek, modern bir baskı oluşturarak, beğenilme ve statü kaygısını ortaya koyarak yapmak… Ve ardından yeni telefon, üçüncü ayakkabı, bir de kırmızısı, bir de farklı tasarımı… İstekler böyle sürüp gider; asla bitmez. Bu tabloların oluşumunda da insanların tutku ile bağlandığı vazgeçemediği, olmazsa olmaz dediği, zincirini kıramadığı mitler vardır. Emperyalist devletlerin sürekli üretim yapıp ve ürünlerine pazar bulmalarındaki en büyük kolaylığı bu duygusal bağlantılar sağlar.

     Tıpkı eski Yunan tanrılarının çocukları gibi, günümüzdeki en büyük mitlerden biri olan yeni-sosyal medyanın da her geçen gün şekilsiz ve tarifsiz büyüyen çocuk mitleri vardır. Hepimizin bildiği gibi bunlar: twitter, facebook, snapchat, instagram, foursquare… gibi isimlerden oluşmaktadır. Bu mitlerden bir tanesini (Twitter) ele alıp sonuca gidelim.

     Köylerde veya kasabalarda vatandaşların oturup sohbet ettiği, ilgi alanları kapsamındaki gelişmeleri konuştuğu, söylemlerin temelsiz ve sübjektif olduğu, biraz da latife içeren, genellikle homojen yapılara sahip kahvehaneler vardır. Sosyal Medyanın aktif olarak kullanılan ve bütün dünyayı kapsayan paylaşım sitesi twitter’da da bu kahvehanelerin bir nebze aynısıdır. Küresel kahvehane, küresel toplantı salonu diyebiliriz. Hatta kahvehaneler daha gerçekçidir. Gerçek hayatta kendini ifade edemeyen, fikri olmayan ve hiç okuyup üretmeyen profiller twitter’da devleti yönetiyor, kanaat önderi oluyor, milli takımın hocası oluyor, siyasi parti veya dernek temsilcisi oluyor. En kötüsü de küfrün yağmur gibi inmesi… Neticede bu sosyal medya aracının bazı bireylere verdiği cahil cesaretinin sınırı yok.

     Nihayeten insanı hiçbir modern veya postmodern mit doyuramaz. Kalpler yalnızca Allah’ı anmakla tatmin olur. Hoşgörü ile kalın… 08.11.2017

 

E-Posta : ilterisbulentaydin@gmail.com

 İnstagram: @ilterisbulentaydin

Twitter: @alpmukan

18 kere görünlülendi