KISA İÇERİK

 

Üstünkörü olarak hepimiz biliriz güneşi batmayan ülkeyi, sömürgecilerin sömürgecisini, Kızılderililerin: “Eğer bir nehirde iki balık kavga ediyorsa, bilin ki oradan az önce uzun bacaklı bir İngiliz geçmiştir”. Dediği olumsuzluk membasını…

İngilizler, ajanları vasıtası ile düşman ve sömürgeye elverişli ülkeleri belirleyip en zayıf yanlarını ortaya çıkarırlar. Sonrasında plan ve proje yapar bu açık kapıdan içeri girerler. Küçük bir yırtık gibi görünen zayıf taraf büyümeye başlar. İngilizler bu amaç doğrultusunda nifak tohumlarını ekerken hiçbir masraftan (para, altın, çocuk kanı dökmek…) kaçınmazlar. Neticede hedef ülkedeki küçük sorunlar büyük sosyal yaralara dönüşür. Kutuplar ortaya çıkar, iç çatışmalar başlar. Hedef toplum, kimliğini ve mayasını oluşturan değerlerden uzaklaşır. Bu bağlamda yıkım kolaylaşır.

İngilizlerin dünyayı, dünya içinde de Ortadoğu’yu nasıl sömürdüğünü, Osmanlıyı içten içe nasıl çökerttiğini, İran’a ve Mısır’a ajanlar yollayıp nasıl faaliyetlerde bulunduğunu kısaca kendi ajanlarının (Hempher) gözünden izleyelim:

İngiliz sömürge nazırlığı tarafından görevlendirilen yüzlerce ajandan sadece bir tanesi olan Hempher da bu doğrultuda hareket edip görevini başarılı bir şekilde yerine getirmiştir. İslam dünyasını parçalama amacı ile ajanlık faaliyetlerini yürütmek için Mısır, Irak, Hicaz ve İstanbul bölgesinde görevlendirilmiştir. Bu amaçla hareket eden ajan ilk etapta İstanbul’a gelmiş İngiltere’de öğrendiği Türkçeyi daha da geliştirmiş bunun yanında Kuran lisanı, Arapça ve Farsçayı öğrenmiştir. İstanbul’da Ahmet Efendi adında yaşlı bir alim ile tanışmış ve iki yıl yanında eğitim görmüştür. Kendisi de durumu şöyle ifade ediyor:

“İstanbul’da Ahmet Efendi isminde yaşlı bir alimle tanıştım. Ondaki inceliği, açık kalpliliği, gönül berraklığı ve iyilikseverliği hiçbir din adamımızda görmedim”.

İstanbul’da İki yıllık eğitimini bitiren Hempher Londra’ya dönmüştür. On ajandan altısı kaybolmuş geri dönmemiştir. Yeni talimatlar alan Hempher altı ay sonra Irak’ın Basra şehrine gitmiştir. Kendisinden istenilen bilgileri burada elde etmiştir. İslam toplumunu parçalayacak en büyük olanağın mezhep kavgası olduğunu anlamış ve Şiilerle Sünniler arasında fitne ve tefrika çıkarmak için faaliyetlerde bulunmuştur. Kendi adını da Muhammed olarak bildiren Hempher Necdli Muhammed adında bir Sünni’yi kandırıp (İslam’ın farzları hakkında şüphelere düşürmek, Kuran’dan ayetleri yanlış okuyarak şüpheler oluşturmak) örgütlemiştir. Sonrasında tekrar Londra ve Ortadoğu arasında mekik dokuyarak bilgi taşımış faaliyette bulunmuştur. Faaliyetleri Osmanlı-İran, Şii-Sünni, Padişah-Halk arasında tefrikalar üretip toplumları ve ülkeleri parçalamak olmuştur.

Hindistan ve Çin’de çok faal bir politika yürüttüklerini ifade eden Hempher bu başarının sebebini vatan sevgisini aşılamayan ölü dinlere sahip olmalarına bağlıyor; İslam memleketleri ise rahatlarını bozmuş. Bu bağlamda hasta adam olarak tabir ettikleri Osmanlı’ya ve İran’a mason yaptıkları devlet adamlarını yerleştirip rüşvet kötü idare ve güzel kadınlarla meşgul etmişlerdir.

ÜSLUP

Kullanılan dil eski Türkçeyi içeriyor. Kitabı okurken zaman zaman sinirlenip günümüz diline çevirmeye çalışsam da konunun önemi ilgimi tamamen kitabın içine aldı. Neticede ağır bir dil kullanılmış.

ELEŞTİRİ

Önemli bir konuda aydınlatıcı bilgiler ortaya koyduğu için mutlaka okunması gerekli olan bir eser. Algısal ve bilişsel olarak kendini geliştirmek isteyen her bireye önereceğim bir kitap; çünkü İslam toplumunun bilinçlenmesine hizmet ediyor. Bu konuda yazılmış daha kapsamlı kitaplara açılan bir kapı olabilir.

Nisan 2016-İlteriş Bülent AYDIN

İngiliz Casusluğu

 

KİTAPTAN CÜMLELER

__Müslümanların disiplinli, temiz ve itaatkâr oluşları çok hoşuma gitti. Bir ara kendi kendime: Bu masum insanlarla neden savaşıyoruz? Mesih efendimiz bize bunu mu emretti? Dedim. Fakat ben hemen bu şeytani düşünceden döndüm ve en güzel bir şekilde vazifemi yerine getirmeye karar verdim.

__Kuranı okudum. Hakikaten çok yüce bir kitaptır. Hatta Tevrat’tan ve ilcil ’den daha yüksektir. Zira içinde düsturlar, nizamlar, ahlakiyat vs. vardır.

__Ben Muhammed aleyhisselamı çok takdir ediyorum. Şüphesiz O kitaplarda okuduğumuz Allah’ın Peygamberlerindendir. Fakat ben bir Hıristiyan olarak henüz O’nun Peygamberliğine iman etmiş değilim. Şüphesiz O dâhilerin çok üstündedir.

__Kolejler açacağız. Bu mekteplerde Rum ve Ermeni çocuklarını Müslümanlara düşman olarak yetiştireceğiz. Müslüman çocuklarına da kendi ecdatlarının cahil olduklarını aşılayacağız. (Günümüzde Fransız okulları ve FETÖ terör örgütlenmesi buna örnektir.)

__Şu dört şeyi gizli ve aşikâr yaymak lazımdır: içki, kumar, zina ve domuz eti (ve spor kulüplerinin birbirleri ile kavgaları)

__Bunun için siyasi fırkaların ve spor kulüplerinin çoğalmasını sağlayacağız. Partileri ve kulüpleri birbirine düşman yapacağız. Birbirleri ile uğraşacaklar. Din kitabı okumaya, dinlerini öğrenmeye fırsat bulamayacaklardır. (Günümüzde futbolun her şeyin üzerinde tutulup mitolojik bir kahraman haline gelmesi, ideolojilerin devletten vatandan daha üstün tutulması)

__Avladığımız kimselere günlük gazete ve dergi çıkartacağız. Bol para ve menfaatlerle besleyeceğiz. Satın aldığımız kişileri kurtarıcı ve kahraman gibi isimlerle öveceğiz. İslam’a bağlı yöneticileri kötüleyeceğiz. (Günümüzde emperyalist medyanın Erdoğan’ı kötülemesi)

 

Kitabın Yazarı: M. Sıddık GÜMÜŞ

Yayınevi: Hakikat Kitabevi

Sayfa Sayısı: 128

Baskı: 2010


WhatsApp-Image-20160724 (2)

42 kere görünlülendi