Bir emekli Öğretmenin tavsiyesi ile alıp okuduğum kitabın içeriği çok dolu. Bir an kendinizi yüce bir fikir adamının karşısında görebiliyorsunuz, iyilikler ve cinayetler de var; fakat hepsi de sıra dışı; şimdiye dek böyle taktikler görmedim ve okumadım. Mücevher odaları olur ya, sözler odasına girdim, algıladığım birçok cümle etkileyiciydi. 

Zihni geliştirme amacı güden, umutsuzluğa, eğitimsizliğe, düşüncesizliğe, hatta kişisel gelişim kitaplarına dahi entellektüel bir yüz haliyle gülen bir eser. 

Her kitap bir aynadır, kendimi gördüğüm; aşka tutunmak’ta kendimi daha net gördüm. Şöyle ifade ediyor yazarımız bir cümlesini: İnsanlar vardır düşüncelerini dilleri ile ifade etmekte zorlanırlar, ne yapsalar kar etmez konuşamazlar, içlerinde çağlayan ırmağı kimseye anlatamazlar; fakat onların eline bir kalem verirseniz dünyayı sallarlar, ardından gelen deprem, kasırga, tufan… 

Bir romanı mezarda dahi olsam “kokusunu, gözlerini, ellerini, inleyişini, hüznünü, sohbetini, yalnızlığını… ” tanırım.

Kitap yoğunlukla anlatım havasında sürüklenmiş, olay takibatı ve kurgusu romana göre “doğa betimlemesi, kahraman pisikolojisi,” değil. 

Kitabımıza bir fikir kitabı diyebilirim, deneme diyebilirim, oturaklı bir roman kurgusuna sahip diyemem; çünkü o okyanusun, tünelin, koridorun, meydanın, caddenin, arka sokakların, havanın, suyun, yalnızlığın, aşkın… ne derseniz diyin kokusunu alamadım. 

Nihayetinde kitabı okuduktan sonra fikrimi zenginleştirip bakış açımı genişlettim. Sıkılmadan kitap okumak ve fikir sahibi olmak isteyenler bu kitabı şevk ile okuyabilir. 

İlteriş Bülent AYDIN/ 10. 11. 2012

56 kere görünlülendi